EKOLOJİ ve KÜRESEL ISINMA

• 21/3/2007 - KÜRESEL ISINMA DOSYASI...

Bu yazı dizisinde www.cnnturk.com dan yararlanılmıştır...

 

Sekiz soruda iklim değişikliği...

İklim değişiyor, dünya ısınıyor. Bilim adamları kuraklık, seller ve olağanüstü hava koşulları konusunda sürekli olarak uyarılarda bulunuyor. Giderek artan etkilerin en büyük sebebi ise insan.

1) İklim değişikliği nedir?

 
Dünyanın ısısı düzenli olarak artıyor. Küresel ortalama yüzey ısısı şu anda 15 santigrat derece civarında. Jeolojik ve diğer bilimsel kanıtlar, geçmişte yüzey ısısının en yüksek 27 santigrat, en düşük de 7 santigrat derece olduğunu gösteriyor.
 
Fakat bilim adamları doğal dengenin, insanlardan kaynaklanan yoğun bir ısınma süreciyle bozulduğunu ve bu durumun dünyadaki hayatın büyük bölümünün tabi olduğu iklimin istikrarı için önemli çıkarımlara yol açacağını söylüyor.
 
2) Sera etkisi nedir?
 
Sera etkisi, atmosferde oluşan bir tabakanın yarattığı etki. Bu tabaka Güneş'ten gelen ışınların dünyadan yansıdıktan sonra tekrar atmosferin dışına çıkmasını engelliyor. Sera etkisi olmasaydı dünya son derece soğuk bir gezegen haline gelirdi.
 
Sera etkisini artırarak dünyanın normalden fazla ısınmasına neden olan gazlardan bazıları karbondioksit, metan ve azotoksit. Bu gazlar modern endüstride ve tarımda kullanılıyor, fosil yakıtların yanmasıyla açığa çıkıyor.
 
Atmosferin konsantrasyonu her geçen gün artıyor. Örneğin atmosferdeki karbondioksit konstanstrasyonu 1800'lü yıllardan beri yüzden 30'dan daha yüksek bir seviyede arttı.
 
Bilim adamlarının büyük bir çoğunluğu sera etkisi yaratan gazların salımındaki artışın, dünyanın ısısının yükselmesine neden olacağını düşünüyor.

 


3) Isınmanın kanıtı ne?
 
Sıcaklık kayıtları 19'uncu yüzyıl sonlarında tutulmaya başlandı. Ortalama küresel sıcaklık 20'nci yüzyılda yaklaşık 0.6 santigrat derece arttı. Sıcaklığın artmasıyla buzulların erimesi nedeniyle deniz seviyeleri de 10-20 santinmetre arasında yükseldi.
 
Arktik deniz buzları, son birkaç 10 yılın yaz ve sonbahar döneminde yaklaşık yüzde 40'a varan oranda inceldi. Buna karşılık Antarktika'nın bazı bölümleri daha da soğudu. Yüzey ısısı ve troposferdeki ısı arasında bazı çelişkiler göze çarpıyor.
 
4) Sıcaklık ne kadar yükselecek?
 
Sera etkisi yaratan gazların salımı engellenmezse, 2100'e kadar ortalama küresel sıcaklık 1.4-5.8 santigrat derece artacak. Olayın vehameti şöyle açıklanabilir: Medeniyetin ortaya çıkışından beri küresel ortalama sıcaklık sadece 1 santigrat derece arttı.
 
Sera etkisi yaratan gazların salımı hemen kesilse bile, bilim adamları etkinin uzun bir süre daha devam edeceğini söylüyor. Çünkü büyük buz ve su parçalarını da içeren iklim sisteminin normale dönmesi yüzlerce yıl alabilir.
 
Bazı bilim adamları, Grönland buzullarında yaşanan erimenin hemen önlem alınsa bile geri dönülmez olduğunu düşünüyor. Yüzlerce yıl sürecek bu işlem, deniz seviyelerinde yedi metrelik bir yükselmeye neden olabilir.
 
5) Hava durumu ne olacak?
 
Küresel anlamda çok daha sert hava olayları ortaya çıkacak. Kıyı bölgelerde yağış miktarı artarken, iç bölgelerde sıcak havanın etkisiyle kuraklık baş gösterecek.
 
Artan fırtınalar ve deniz seviyeleri nedeniyle daha çok sel meydana gelecek. Bununla birlikte, hava sıcaklıkları bölgelere göre çok büyük farklılıklar gösterecek. Ve bu durumun sonuçları tahmin edilmeyecek kadar güç.
 
6) Etkileri neler olacak?
 
Tatlı su kaynaklarının azalması, gıda üretimi koşullarındaki genel değişiklikler ve seller, fırtınlar, sıcak dalgaları ve kuraklık nedeniyle ölümlerde yaşanacak artış gibi potansiyel tehlikeler gündeme gelecek.
 
Bu durum en çok, hızlı iklim değişimine karşı hazırlık yapamayan yoksul ülkeleri etkileyecek.
 
Yaşam alanlarının hızlı değişimine ayak uyduramayan birçok bitki ve hayvan türünün nesli yok olacak. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, sıtma ve yetersiz beslenme gibi nedenlerden milyonlarca kişi ölümle yüz yüze gelecek.
 
7) Ne bilmiyoruz?
 
Isınmaya insan etkisinin ne kadar olduğunu ve ısınmanın zincirleme etkilerinin neler olabileceğini bilmiyoruz.
 
Küresel ısınma, sabit buzulların erimesi ile sera etkisi yaratan metan gazının yüksek miktarda salımı gibi, gelecekte ısınmayı tetikleyecek değişikliklere yol açabilir.
 
Daha sıcak koşullar nedeniyle büyüme hızları artan bitkilerin, büyüdükçe atmosferden daha çok karbondioksit çekmesi gibi ısınmayı hafifletici etkiler de olabilir.
 
Ancak bilim adamları, karmaşık dengenin, bu olumlu ve olumsuz etkilere nasıl bir tepki verebileceği konusunda emin değil.
 
8) Şüpheciler ne diyor?
 
Küresel ısınmaya şüpheyle yaklaşanlar bile dünyanın giderek ısındığını inkar etmiyor. Şüphelerinin dayanağını, küresel ısınma etkisinin insan aktiviteleri nedeniyle ortaya çıkmış olması.
 
Bazıları şu an tanık olduğumuz değişikliklerin olağandışı olmadığını söylüyor. Buna en büyük dayanakları ise insan var olmadan önce küresel iklim koşullarında yaşanmış olan değişiklikler.
 
Bazı şüpheci bilim adamları, ısınmayı bir süredir Güneş'te olan yüksek aktivitelere bağlıyor. Bununla beraber, iklimin doğal değişimlerinin en tepesinde bile bir şeyler olduğu ve bunda insanın suçlanması gerektiği yönünde görüşbirliği artıyor.

 

Biraz ısınsak ne olur?!


Sera etkisi yaratan gazların en büyük sorumlusu enerji santralleri

Küresel ısıda meydana gelebilecek 2 derecelik bir artış, dünya nüfusunun neredeyse yarısının susuz kalmasına neden olabilecek.

Sadece bu felaket senaryosu bile, milyonlarca kişinin hükümetlerini küresel ısınmaya karşı harekete geçmeye çağırması için yeterli görünüyor.
 
Türkiye hızla kirletiyor
 
Birleşmiş Milletler'in yayımladığı bir rapora göre; atmosfere en çok zehirli gaz bırakan ülke ABD, sera etkisi yaratan gazların salınımında en hızlı artış gösteren ülke ise Türkiye.
 
BM İklim Değişikliği Sekreterliği'nin yaptığı çalışmada, 1990-2004 yılları arasında 40 ülke değerlendirilmiş ve Türkiye yüzde 72.6 artışla 1'inci sıraya yerleşmişti.
 
Sera etkisi yaratan gazların en büyük sorumlusu olarak enerji santralleri, fabrikalar ve otomobiller gösteriliyor.
 
'Pahalı, kirli ve dışa bağımlı fosil yakıta dayalı ekonominin terk edilmesini ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı, tarımsal ekonomiler üretilmesini' isteyen çevre örgütleri, yetersiz olmasına rağmen Kyoto Protokolü'nün de bir an önce imzalanmasını talep ediyor.
 
'Tehlikeli işaretler' başladı bile...
 
Küresel ısınmadan sorumlu olan gazların yayılımı, Kyoto anlaşmasının yanı sıra uzun vadeli politikalarla sınırlanmaya çalışılıyor.
 
Ancak özellikle enerji ihtiyacının her geçen gün arttığı gelişmekte olan ülkeler, bu sorumluluğu yerine getirmekte zorlanıyor.
 
Uzmanlar, küresel ısınma hızının önceki yıllara oranla düştüğünü açıklasa da çevreci gruplar, buzullardaki erime, beklenmedik fırtınalar ve sıcaklıktaki ani artışlar ya da 1996 hariç son 10 yılın, 19'uncu yüzyıldan beri tespit edilen en yüksek sıcaklık ortalamalarına ulaşmasının 'yeterince tehlikeli işaretler' olduğunu vurguluyor.
 
Çözüm temiz enerjiye yatırımda
 
Dünyanın geleceği için kaygılanan herkesin hemfikir olduğu önlemler arasında ise fosil atıklardan uzaklaşarak, doğaya yeni yükler getirmeyen güneş, rüzgar gibi temiz enerji kaynaklarına yönelinmesi ile enerji tasarrufuna katkı koyacak "bireysel" önlemlerle bu çabaya destek verilmesi yer alıyor.
 
Biraz ısınsak ne olur?
 
Cevap 1: İklim değişir
Atmosfere insan faaliyetleri nedeniyle hızla yayılan metan, ozon ve kloroflorokarbon gibi gazların, ısı tutma özellikleri nedeniyle meydana gelen küresel ısınmanın, buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğuracak iklim değişimlerine neden olması bekleniyor.
 
Cevap 2: Hayvan türleri yok olur, kitlesel göç ve susuzluk baş gösterir
Küresel ısınmanın, doğanın dengesini geri dönülemez biçimde bozarak, hayvan türlerinin yüzde 40'ının yok olmasının, kitlesel göçlere ve susuzluğa yol açmasının yanı sıra büyük bir ekonomik felaketi de tetiklemesi bekleniyor.
 
Cevap 3: Ekonomik felaket yaşanır
Dünya Bankası'nın eski ekonomi uzmanlarından Sir Nicholas Stern, ekonomik ve sosyal faaliyetlerin bozulmasının ardından ortaya çıkan sonucun "20'nci yüzyılın ilk yarısındaki büyük savaşlar ve büyük buhranla ortayan çıkan krize benzeyeceği" uyarısında bulundu.
 
Stern'in hazırladığı rapora göre, ülkeler yıllık gayrisafi milli hasılalarının yüzde birini küresel ısınmayla mücadeleye ayırmazsa bunun 5 ile 20 katını daha sonra ödemek zorunda kalacak. 
 
Küresel ısıda sadece 2 derecelik bir artışın, dünya nüfusunun neredeyse yarısının susuz kalmasına neden olabileceği belirtiliyor.
 
Kyoto dünyayı kurtarır mı?
 
Enerji santralleri, fabrikalar ve otomobillerin baş sorumlu olduğu ve sera etkisi yaratan gazların atmosfere salınımını azaltmak konusunda bağlayıcı ilk anlaşma olan Kyoto, 1997'de Japonya'da yapılan BM toplantısında doğdu.
 
16 şubat 2005'te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü'nün, gelişmiş ülkelerin neden olduğu zararlı gazların yüzde 61.6'sı üzerinde bağlayıcılığı bulunuyor.
 
Dünyada atmosfere en fazla sera gazı yayan ABD, Kyoto'nun mali olarak çok fazla yük getirdiği ve gelişmekte olan ülkeleri "yanlış" yönlendirdiği gerekçesiyle 2001'de anlaşmadan çekildi.
 
ABD ve Avustralya'nın dışarıda kalmasının, "fazla sorumluluğu olan" 35 gelişmiş ülkenin, 2008-2012 dönemine kadar gaz salınımını 1990'daki miktarlarının yüzde 5 altına indirmesiyle ulaşılması beklenen düzelmeye engel teşkil ettiği belirtiliyor.
Ayrıca, atmosferi en çok kirleten ülke olarak kendi bağımsız önlemlerini alan ABD'nin, AB ülkelerinde ulaşılan durumdan çok daha ileride olduğu kaydediliyor.
 
BM verilerine göre, AB 2004 itibariyle 1990 miktarlarının yüzde 0.6 gerisine inmişken, ABD'de yüzde 15'i aşan bir gerileme görüldüğü ifade ediliyor.
 
Uzmanlar, zararlı gazların atmosfere salınımında küresel düzeyde 2030'a kadar yüzde 60, 2050'ye kadar ise yüzde 80 oranında azalma olması gerektiğinin altını çizerken, en fazla yükümlülük altına giren AB ülkelerinin bile, yüzde 8 oranında azalma hedeflemesi yetersiz görülüyor.

Isınmanın etkileri belli olmaya başladı...
 

Küresel ısınma nedeniyle okyanus suları da yükseliyor

BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporuna göre, küresel ısınmanın planktonlardan kutup ayılarına, dünyanın en güney noktasından en kuzeyine kadar, yeryüzündeki canlılar üzerinde beklenen ciddi etkisi ortaya çıkmaya başladı.

Associated Press'in haberine göre, IPCC tarafından açıklanması beklenen ve 100'den fazla ülke hükümetinin tayin ettiği 2 bin dolayındaki bilimadamının katkılarıyla hazırlanan raporda, ''iklimdeki değişiklikler artık tüm kıtalarda fiziksel ve biyolojik sistemleri etkiliyor'' denildi.
 
''Yüzlerce canlı türünün eski yayılma alanları değişmiş, ekosistemler bozulmuş durumda'' denilen rapora göre, kuzey ve güney kutuplarındaki hayvan ve bitkiler dahil canlı türlerinin yaşam biçimlerinde çok büyük değişiklikler başladı.
 
Yükselen deniz suları kıyılarda canlı türleri için yaşam alanı yaratan sulak alanları tahrip ediyor.
 
Isınan deniz suları da çeşitli türlerin zengin bir uyum içerisinde yaşadıkları mercan resiflerinin beyazlaşmasına ve ölmesine yol açmaya başladı.
 


Isınan sular ayrıca, denizlerdeki türleri kutuplara doğru yönlenmeye zorladı, Afrika göllerindeki balık miktarlarında da düşüşler oldu.
 
Rapora göre, yeryüzünün ortalama sıcaklığı 1-2 santigrat derece daha artarsa yeryüzündeki türlerin üçte biri yayılma alanlarını değiştirecek veya tükenecek.
 
Kurbağa türleri tükeniyor
 
Örneğin Porto Riko'daki yağmur ormanlarında kurbağaların geceleri koro halindeki bağırışları artık kesildi. Çünkü koroya katkı yapan kurbağa türleri tükendi. Bölgede bilinen 17 türün 3'ü tükendi, 7 veya 8'i ise sayıca azalmaya başladı.
 

 
Kurbağaların kaybedilmesinin, felaketlere yol açabileceği uyarısı yapılıyor çünkü bu yok oluş, kurbağalarla ortak besin zinciri içerisinde bulunan kuş ve böcek türlerini etkileyecek ve bu da katlanarak artan yeni süreçlere yol açacak, telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkacak.
 
Yüzlerce örnekten bir başkası da kutup ayıları. Kuzey Kutbu'nda, giderek daha kuzey noktalara çekildikleri gözlenen kutup ayılarının da 2050'de yalnızca hayvanat bahçelerinde kalacağı uyarısı yapılıyor.
 


Yaşamak için buza ihtiyacı olan kutup ayıları, kuzey kutbunda yazın var olan buz kütlesinin 1978'e göre yüzde 20 küçülmüş olmasından ciddi biçimde etkilenmiş durumda. Kutup ayılarının nüfusu, 1980'lere göre yüzde 22 düştü.

Küresel ısınmaya karşı basit önlemler...
 

Uzmanlar, küresel ısınmayı yavaşlatmak için 10 yıl kaldığı konusunda uyarıyor. Küresel ısınma, tüm dünyayı olduğu gibi, Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Daha şimdiden kuraklık tehdidi baş gösterdi bile… Dünya Doğal Hayatı Koruma Derneği bireysel olarak uygulayabileceğimiz basit ama etkili önlemler konusunda yol gösteriyor.

1. Su

Tatlı su, yeryüzünde yaşamın sürekliliği için en temel gereksinimdir. Yeryüzünün yüzde 70'i suyla kaplı olmasına karşın, bunun yüzde 97'si deniz suyudur. Yüzde 2'si kutuplarda buzul halindedir. Sonuç olarak, tüm dünyada içilebilir su miktarı varolan kaynakların yalnızca yüzde 1'idir.
 
Bu kaynaklar, artan dünya nüfusu, kalkınma ve yatırım kararları nedeniyle giderek tükenmektedir. Kalkınma programları, tatlı su kaynaklarının sürekliliğiyle uyum içinde yürütülmedikçe, doğaya verilen zarar artacaktır.
 
Su döngüsü ve onu destekleyen ekosistemler, suyu arıtarak ve geri dönüştürerek insanlar, hayvanlar ve bitkiler için hazır hale getirir. Ancak günümüzde en çok bozulmuş habitat türü tatlı su ekosistemleridir. Türkiye'de son 40 yıl içinde 1 milyon 300 bin hektar sulak alan kurutulmuş ve tahrip edilmiştir. Bu da Van Gölü'nün üç katından fazladır.
 
Türkiye'nin tüm kullanılabilir su varlığı 110 milyar metreküptür. Tuna Nehri'nin Karadeniz'e bir yılda 206 milyar m3 su boşalttığı göz önüne alınırsa, sanılanın aksine, ne kadar su fakiri olduğumuz anlaşılacaktır.
 
•Evde kullanılan temizlik malzemeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışır. İçinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik ürünlerini kullanın.
•Dişlerinizi fırçalarken, bulaşık yıkarken ya da traş olurken açık bırakılan musluk, dakikada yaklaşık 15-20 litre suyun boşa akmasına sebep olur.
•Tek bir kişi yılda ortalama 49 bin 140 litre suyu tuvaletlerde tüketir. Sifonun bir kez çekilmesi ile 10 lt su harcanır. Yeni teknolojiler sayesinde standart modellere göre yüzde 60 daha az su tüketen klozetler bulunmaktadır.
•Sifon çekildiğinde suyu renklendirsin ve temizlesin diye tuvalete asılan maddeleri kullanmayın. Bunlar kanalizasyona karışarak kirliliğe sebep olur.
•Çamaşır suyu, atık maddelerin ayrılıp çözülmesini sağlayan yararlı bakterileri öldürür. Çamaşır suyunu olabildiğince az kullanın.
•Bozuk musluklardan ve tuvaletlerden sızan su, evinizdeki toplam su tüketiminin yüzde 5'i kadardır. Akan tesisatınızı onarın.
•Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanın.
•Bahçenizi sulamak için, buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşamüstü saatlerini tercih edin.
•Arabanızı yıkarken kova ve sünger kullanın. Hortumla yıkama, yaklaşık 550 litre su kullanımı demektir.
•Musluklara ve duş başlıklarına takılan ve su akışını azaltırken basıncı artıran yeni sistemleri edinin.
•Suyu kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanın.
 
2.Tarım ve gıda
•Organik tarımla elde edilen ürünleri seçin. Organik tarımla elde edilen sebzeler diğerlerine göre daha fazla yararlı madde içermektedir.
•Uluslararası sertifikaları olan organik tarım ve hayvancılık ürünlerini tüketerek sürdürülebilir üretimleri destekleyin, organik tarımın yaygınlaşmasına katkıda bulunun.
•Günlük gıdalarınızı seçerken mümkün olduğu kadar yaşadığınız yörede ve bulunduğunuz mevsimde yetişen taze besinleri tercih edin. Bu hem sizin sağlığınız hem de çevre açısından en doğru yaklaşımdır.
•Doğal koşulları zorlamadan ve değiştirmeden elde edilen ürünlerle beslenerek hem kendinize, hem de çevreye verilen zararın azalmasına katkıda bulunun.
•İşlenmiş, ambalajlanmış gıda satın alırken ya da tüketirken mutlaka üretim, tüketim tarihlerini ve içindekiler bölümünü okuyun. Ürünün içinde bilmediğiniz maddeler varsa mutlaka ne olduklarını araştırın.
 
3.Temizlik
•Temizlik ürünü satın alırken, ne tür temizlik için kullanacağınızı düşünün. Yalnızca gereksiniminiz olan ürünleri satın alın.
•Temizlik ürünü satın alırken konsantre ürünleri tercih etmeniz hem tasarruf sağlar, hem de daha az ambalaj tüketmenize neden olur.Ambalajı geri dönüştürülmüş ürünleri tercih edin.
•Aldığınız ürünü kullanmadan önce, mutlaka kullanma kılavuzunu okuyun.
•Temizlik ürünlerini kesinlikle birbiriyle karıştırmayın.
•Kullanma dozunu etikette belirtildiği kadar ayarlayın. Fazla kullanmak daha iyi temizlik sağlamazken, hem sağlığınıza, hem de çevreye daha çok zarar verir.
•Temizlik ürününü çocukların erişemeyeceği yerlerde saklayın.
•Temizlik ürünlerinin kapaklarını sıkıca kapatın ve hiçbir temizlik ürününü yiyeceklerle aynı dolapta saklamayın.
•Temizlik ürünlerini sonuna kadar kullanın. Ambalajları içinde kalan maddelerle çöpe atmayın.
•Hiçbir temizlik ürününü kendi ambalajından başka bir ambalajda saklamayın.
•Bulaşık makinesine koymadan önce yemek artıklarını iyice temizleyin.
•Yanıcı maddeleri yaşam alanınızdan uzak bir yerde saklayın.
•Temizlik ürünlerini oda sıcaklığında ve kuru bir yerde saklayın.
•Fazla miktarda temizlik ürünü kullanılması gerektiğinde, ortamı iyice havalandırın.
•Bulaşık ve çamaşır makinenizi aşırı doldurmamaya özen gösterirken, tam dolmadan da çalıştırmayın.
•Temizlik ürünlerini her kullanışınızda koruyucu eldiven kullanma alışkanlığı edinin.
 
4.Enerji
Her tür enerji, elde edilmesinden son kullanıcıya ulaştırılmasına kadar geçtiği tüm aşamalarda havaya, suya, yaşayan canlılara ya da yok edilmesi sorun olan atıklarıyla çevreye zarar verir.
 
Hidrolik enerji, nehirlere barajlar kurulmasına, barajlar da nehir kıyısında yaşayan insan topluluklarının başka yerlere göç etmesine ve nehir ekosisteminin çökmesine sebep olur. Rüzgar ve güneş enerjisi santralleri habitatların etkilenmesi ve doğal peyzaj bütünlüğünün bozulması anlamına gelir.
 
Biyokütle enerjisi temini için kullanılan bitkilerin yetiştirileceği tarlalar, belirli doğal alanların tarım alanına dönüştürülmesine sebep olur. Fosil yakıtların yerini nükleer enerjinin alması, hem nükleer kaza kaygısı, hem de radyoaktif atıkların güvenli biçimde depolanamaması yüzünden olanaksız görünür.
 
•Gerekmediği zamanlarda bir saniyeliğine bile olsa ışığı kapatın.
•Her ortam için doğru tip ve büyüklükte ışıklandırma kullanın.
•Floresan ampulleri tercih edin.
•Mikrodalga fırınlar donmuş yiyeceklerin çözülmesi için kullanıldığında fazla enerji harcar. Ancak yiyeceklerin ısıtılması, az miktarda yemek yapılması, su kaynatılması gibi amaçlarla kullanıldığında ekonomiktir.
•Suyu ocak yerine elektrikli ısıtıcıda ısıtarak hem daha hızlı sonuç alırsınız, hem de daha az enerji harcarsınız.
•Güneşi bol yerlerde yaşıyorsanız, sıcak su gereksiniminizi güneş enerjisiyle sağlayın.
•Klimaların filtresini en az ayda bir kez değiştirin.
•Evinizi ısı kaybına karşı yalıtın.
•Eşyalarınızı radyatörleri kapatacak şekilde yerleştirmeyin.
•Eğer çok ihtiyaç varsa, klima yerine vantilatör kullanmayı tercih edin.
•Klima kullanıyorsanız, doğrudan güneş ışığı almayan yerlere yerleştirin.
•Mutlaka kurşunsuz benzin kullanın. Yüksek performans sağlayan benzin türlerini yeğleyin.
•Otomobil alırken, öncelikle gereksiniminize göre büyüklüğünü belirleyin. Daha sonra da kendi sınıfında yakıt tüketimi en az olan modelleri seçin. Hem siz tasarruf edersiniz, hem de doğaya yararlı olursunuz.
•Evinizde kullandığınız yakıtların düşük kükürt içermesine özen gösterin.
•Günümüzde çalıştırılmadan önce otomobillerin motorlarının ısıtılmasına gerek yoktur.
•Otomobillerde aşırı yük taşımak benzin tüketimini artırır. Taşıma kapasitesini aşmayın.
 
5.Ulaşım
Ulaşım araçlarının karbondioksit (CO2) emisyonu, sera etkisi yaratan en etkin gazlardandır. Toplam karbondioksit emisyonunun yüzde 80'i ve azot oksitlerin (NOx) emisyonunun yüzde 60'ı kara yolu ulaşımından kaynaklanır.
 
•Olabildiğince toplu taşıma araçlarını tercih edin.
•Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürüyün.
•Satın alırken kurşunsuz benzin tüketen araçları tercih edin.
•Aracın egzoz emisyon ölçümünü, lastiklerin rot-balans ve hava ayarını düzenli aralıklarla yaptırın.
•Benzin deposunu ağzına kadar doldurtmayın. Depo çok dolu olduğunda benzin buharı sızarak hava kirliliğine sebep olur.
•Dengesiz ve aracın kapasitesinin üzerindeki yüklemeler, daha fazla benzin yakılmasına ve lastiklerin ömrünün azalmasına sebep olur.
•Uzun duraklamalarda aracın kontağını kapatın.
•Kullandığınız fren ve debriyaj balatalarının asbestsiz olmasına dikkat edin. Her fren yaptığınızda balatalardan ya da sürekli kullanım halinde olan debriyaj sisteminden atmosfere karışan asbest, solunum yoluyla akciğerlere gider.
•Aracınızın düzenli bakımını ihmal etmeyin.
•Gereksinim duyduğunuzdan daha büyük araç almayın. Aracınızın hava ve yakıt filtrelerini her zaman temiz tutun.
•Araç kullanırken bütün camları sonuna kadar açmak aracın aerodinamik yapısını bozarak daha fazla yakıt tüketimine sebep olur.
•Patinajlar ve ani frenler hem daha fazla yakıt tüketmenize, hem de lastiklerin ve fren balatalarının aşınmasına sebep olur.
•Satın aldığınız aracın Avrupa Birliği emisyon normlarına uygun bir motora sahip olduğundan emin olun.
 
6.Ambalaj
Plastik
Plastiğin doğada yok olma süresi bin yıldır. Ham petrol, doğal gaz gibi yenilenemeyen kaynaklar plastik üretimi için azaltılmakta, oluşan zararlı gazlar hava, su ve çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Plastik yandığında, çok tehlikeli bir madde olan ve sera etkisi yaratan dioksin ortaya çıkar.
 
Cam
Kullandığımız tüm ürünler içinde yüzde 100 geri dönüştürülebilen ve sonsuz kullanımı olan tek madde camdır. Cam çevreden toplanıp renk ayrımı, temizleme, yıkama ve öğütme işlemlerinden geçtikten sonra yeniden üretime kazandırılır.
 
Kırık camların eritilmesi ve yeniden değerlendirilmesi, asıl süreçten yüzde 32 daha az enerji kullanılmasını sağlar. Yani, bir tek cam şişe geri dönüştürüldüğünde, 100 Watlık bir ampulü dört saat yakabilecek enerji tasarruf edilmiş olur. Hammadde kullanımı yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen cam, üretimi sırasında neden olunan hava kirliliğini yüzde 20 oranında, su kirliliğini de yüzde 50 oranında azaltır.

Cam ambalajların bir özelliği de cam şişe ve kavanozların yıkanarak tekrar kullanılabilmesidir. Bunlar toplandıktan sonra fabrikada yıkanır ve tekrar doldurulurlar. Bir cam şişe ortalama 20 kez kullanıldıktan sonra geri dönüştürülür.
 
Kağıt
Kağıdın hammadesi olan selüloz lifi, odun, pamuk, şeker kamışı ve kullanılmış kağıttan elde edilir. Avrupa'da atık kağıt tüm kağıt üretiminin yüzde 65'ini karşılamaktadır.
 
Kullanımdan geri dönen atık kağıtlar, mürekkepten arındırma ve beyazlatma gibi birtakım işlemlerden geçirilir. Üretilen kağıdın, en iyi koşullarda ancak yüzde 40'ı geri dönüştürülebilmektedir.

İş dünyasının yazı kağıtları ve fotokopilerden yılda yaklaşık 1 milyon ton atık kağıt ürettiği tahmin edilmektedir.

Yüzde 100 geri dönüşümlü kağıttan üretilmiş bir ton kağıt, 17 ağaç, 4100 kws enerji ve yaklaşık 26.5 m3 suyun tasarruf edilmesi demektir. Geri dönüşümlü liften üretilmiş kağıt, hava kirliliğini yüzde 74, su kirliliğini yüzde 35, enerji sarfiyatını yüzde 28 oranında azaltmaktadır. Ancak bir süre sonra lifleri parçalanarak kullanılmaz hale geldiği için kağıt atıklarının geri dönüşümü sınırlıdır.
 
Metal
Bugün konserve, reçel, hayvan mamaları, tatlılar, çaylar, kahveler, meşrubatlar ve spreyler gibi birçok ürünün saklanmasında metal ambalajlar kullanılmaktadır.
 
Evsel atıkların yüzde 5'ini oluşturan metal ambalajların çöpe atılması, çok büyük miktarda hammadde ve enerji kaybına sebep olur. Metal ambalajların geri dönüştürülmesi, kok kömürü, kireçtaşı ve demir cevheri çıkartılmasının üzerindeki yükü ve çöp dağlarında kapladıkları yeri azaltmaktadır.
 
Bir ton kalay kaplı çeliğin geri dönüştürülmesi sonucu 1.5 ton demir cevheri ve 0.5 ton kok kömüründen tasarruf edilmektedir. Hammadde olarak demir cevheri kullanmak yerine metal ambalajların geri dönüştürülmesi enerji sarfiyatını yüzde 70, hava kirliliğini yüzde 30 ve su kirliliğini yüzde 60-70 azaltır.
 
Aluminyum

Değerli olması ve çok kolay işlenmesi, alüminyumun geri dönüşümünü kolaylaştırmıştır. Bugün, tüm dünyada dakikada yaklaşık 108 bin alüminyum kutu geri dönüştürülmektedir. Orijinal hammadde kullanmak yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen her bir alüminyum kutunun üretiminde yüzde 95 daha az enerji harcanmaktadır.

•Geri dönüşümü destekleyin. Ambalajında geri dönüşüm işareti olan ürünleri yeğleyin.
•Cam ambalajın binlerce yıldır geri döndüğünü ve içindeki ürünün camla hiçbir etkileşimde bulunmadığını bilerek alın.
•Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi plastik ürünleri yeniden kullanın.
•Plastik traş bıçağı, çakmak, tükenmez kalem, folyo pişirme kapları gibi tek ya da çok az kulanımlık ürünleri kullanmayı en aza indirin.
•Az miktardaki alışverişlerinizde plastik poşet kullanmayın.
•Büyük boy ürünleri kullanın. Hacmi fazla ürünler hem daha fazla kulanım hem de daha az ambalaj tüketimi demektir.
•Şişe ve kavanoz gibi cam saklama ürünlerini tekrar kullanın.
•Atmak istediğiniz cam malzemeleri organik çöplerle birlikte atmayın. Biriktirip en yakınınızdaki cam kumbaralarına atın.
•Cam şişe ve kavanozları atarken renklileri ve renksizleri ayırın. Metal kapakları çıkartın.
•Çok fazla ambalaj malzemesi kullanılmış ürünleri almayın.
•Çocuklara oyuncak alırken dayanıklı olmasına dikkat edin. Oyuncaklar bozulduklarında çöpe giderler ve geri dönüşümleri çok zordur.
•Hediye olarak sevdiklerinize bir çevre örgütünün üyeliğini verin.
 
7.Sağlık
•Doğru ve dengeli beslenme alışkanlıkları edinin.
•Doğal yöntemlerle üretilmiş, ekolojik sebze ve meyvelerle beslenmeye özen gösterin.
•Düzenli spor yapın.
•UVA ve UVB ışınlarının zararlarından korunmak için mutlaka filtreli güneş gözlüğü kullanın.
•Güneşe çıkarken mutlaka koruyucu güneş gözlüğü kullanın.
•Sigara içmeyin, sigara içilen ortamlardan olabildiğince uzak durun.
•Evde kullandığınız boya incelticileri, temizlik malzemeleri gibi çözücülerin kapaklarını işiniz bittiğinde sıkıca kapatın. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı zararlı maddeler buharlaşarak havaya karışır ve sağlığınızı ciddi olarak tehdit eder.
•Hastalandığınızda doğru ilacı, doğru zamanda, gerektiği miktarda kullanın. Doktor önerisi dışında ilaç kullanmayın.
•İlaçları ve aşıları uygun sıcaklıkta saklayın. Kullanmadan önce prospektüsleri okuyun.
•Son kullanma tarihi geçen ilaçların çöpe atılması çevre açısından tehlike yaratır. Bu ilaçlar usulüne uygun olarak paketlenerek Belediye Sağlık İşleri'nin denetiminde ortadan kaldırılmalıdır.
 
8.Bilgisayar ve ofis malzemeleri
Bilgisayar, yaklaşık 24 kiloluk bir metal, plastik, cam ve silikon yığınıdır. Bir tek bilgisayarda bulunan yongaları üretmek için 12 ton su tüketilir. Bütün bir bilgisayarın üretimindeyse yaklaşık 33 ton su, 1 kg bakır, 700 çeşit kimyasal madde kullanılır, 2300 kws enerji harcanır ve 63 kg çöp ortaya çıkar.
 
•Evinize ya da iş yerinize alacağınız bilgisayarın, yazıcının ya da fotokopi makinesinin, hem şimdiki hem de gelecekteki gereksinimlerinizi karşılayacak nitelikte olmasına özen gösterin.
•Elektrik tüketimi benzerlerine göre daha düşük modelleri satın alın.
•Aldığınız bilgisayarın ya da ambalajın, CD, disket, toner, kartuş vb. ofis gereçlerinin geri dönüşümlü malzemeden üretildiğinden emin olun.
•Geri dönüşümlü kağıt kullanabilen yazıcıları yeğleyin.
•Bilgisayardaki metinlerden kağıt çıktısı almaktan vazgeçin. Bu konuda ısrar eden kişilerin de bundan vazeçmesini sağlamaya çalışın.
•Yazılı haberleşme yerine elektronik haberleşmeyi, kağıt kullanarak faks çekme yerine bilgisayarla faks çekmeyi ya da e-posta göndermeyi, belgeleri fotokopiyle çoğaltmak yerine elektronik ortamda iletimini tercih ederek kağıt kullanımını en aza indirin.
•İş yerinde yazıcıları olabildiğince paylaşın.
•Kullanmadığınız zamanlarda bilgisayarınızı ve tüm ofis gereçlerini kapatın. Bekleme konumunda da enerji tüketimi önemli düzeydedir.
•Yazıcı ve fotokopi makinelerinde, üreticinin önerdiği kağıt ve diğer tüketim malzemelerini kullanın. Yanlış malzeme, gerecin bozulmasına sebep olabilir.
•Kullanmayacağınız bilgisayarları atmayın, Türkiye'de bilgisayarla henüz tanışmamış daha pek çok okul olduğunu unutmayın.
 
9.Kozmetik
•Kozmetik ürünlerin bulunduğu şişe, kutu vb. kapaklarını sıkıca kapatın.
•Güneş, kozmetiklerin içindeki koruyucuların bozulmasına sebep olur. Kozmetiklerinizi güneşte ve sıcak ortamlarda bırakmayın.
•Ürüne asla su eklemeyin. Su, bakterilerin üremesine sebep olur.
•Kokusu ya da rengi değişen ürünü atın.
•Ambalajı zarar görmüş ürünü satın almayın.
•Hayvanlar üzerinde test edilen ürünleri satın almayın.
•Geri dönüşümlü ambalajı olan ürünleri tercih edin.
•Ürünün etiketini, içindekiler bölümünü ve kullanma talimatlarını mutlaka okuyun.
•CFC içeren spreyleri kesinlikle kullanmayın. Ozon tabakasına zarar vermeyen ürünleri tercih edin.
•Makyaj malzemelerinizi başkalarıyla ortak kullanmayın. Mikrop bulaşabilir.
•Temizliğinden emin olmadığınız parfümerilerdeki deneme ürünlerini kullanmayın.
•Göz makyajı ürünlerinizi 3-4 ayda bir değiştirin.
•Araba kulanırken asla göz makyajı yapmaya çalışmayın.
•Enfeksiyon durumunda, durumu farkettiğiniz anda ürünü kullanmayı bırakın. O ürünü bir daha kullanmayın, atın.
•Ürünü kullanmayı bıraktıktan sonra, ciltte oluşan sorunlar devam ederse, bir cilt doktoruna gidin.
•"Dermatolojik olarak test edilmiştir", "hipoalerjenik", "doğal ürünler içerir" gibi yazılara dikkat edin ve bu tür ürünleri almaya çalışın.
•Güneşe çıkarken, mutlaka yüksek koruma faktörlü kremler kullanın.
•Alfa hidroksil asit (AHA) içerikli kremleri almadan önce cildinizin küçük bir bölümünde deneyin.
•AHA içerikli ürünler güneşin etkisini artırmaktadır. AHA içerikli bir ürün kullanıyorsanız, güneşe mümkün olduğu kadar az çıkın, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanın.
•Saçlarınızı boyatmadan 24 saat önce dirseğinizin iç tarafına çok az miktarda boyayı sürerek deneyin. Saç boyaları birçok kişide alerjik tepkilere yol açmaktadır.
•Manikür sırasında, tırnakları çevreleyen deriyi kesmeyin ve itmeyin. Bu deriler, tırnağı oluşturan hücreleri korumakta ve enfeksiyonu engellemektedir.
•Yapay tırnak kullanmayın. Uzun süre yapay tırnak kullanımı tırnakların ince, donuk ve kırılgan olmasına neden olur.
 
10.Zehirli kımyasallar
Oturma ve yatak odasında
•Sentetik halılar, sentetik köpüklerden yapılan şilteler ve döşemeler, köpük, lateks ya da plastik malzemeden yapılan örtüler kullanmayın, bunlar uçucu organik kimyasallar (VOC) yayar. Yün, pamuk, jüt gibi organik doğal liflerden üretilmiş halıları tercih edin.
•Halı yerine ahşap, seramik ya da mantar taban malzemelerini tercih edin.
•Ürünlerde bulunan, brom içeren yanmayı önleyici maddelere kısıtlama getiren TCO 95 etiketi taşıyan bilgisayarları ve monitörleri alın.
•Eğer hamileyseniz, halı kaplatma ya da önceden kaplanmış halıları kaldırtma, badana-boya işleri yaptırmayın.
•Oda spreyleri ve koku yayıcılar yerine temiz havayı yeğleyin, pencerelerinizi açın! Bunu yapamıyorsanız, bir kase kabartma tozu gibi doğal koku gidericileri ya da vazo çiçekleri kullanın.
•Kuru temizlemeden olabildiğince uzak durun. Makinede yıkanabilen kumaşları tercih edin.
•Yatak odanızda televizyon, bilgisayar, video gibi elektronik aletler bulunmamasına özen gösterin.
 
Çocuk bakımında
•İçeriğinde polikarbonat bulunan biberonları satın almayın. Piyasadaki biberonların çoğu, bisfenol A içeren polikarbonattan yapılmıştır. Bisfenol A, biberonun içindeki sıvıya geçebilen, hormon sistemine zarar verici bir kimyasaldır. Biberonun ambalajındaki PC7 yazısı ya da geri dönüşüm üçgeni içindeki 7 rakamı, ürünün içeriğinde polikarbonat kullanıldığını belirtir.
•Eskimiş biberonları kullanmayın.
•Çocukların iki yıldan daha eski PVC oyuncaklarla oynamasına izin vermeyin.
•Çocuklar için plastik logo taşımayan ve kimyasal işlemden geçmemiş giysileri tercih edin.
 
Banyoda
•Sentetik kokulu kozmetikleri kullanmak yerine, doğal ürünlerden yapılmış, kokusuz kozmetikleri kullanın.
•Triklosan içeren diş fırçalarını, diş macunlarını ve ağız sularını kullanmayın.
•Tehlikeli kokuları ve uçucu organik kimyasalları emebilen vinil yer malzemesinden uzak durun.
•Klorinle ağartılmış kağıt bazlı temizlik ürünlerini kullanmayın.
•Ürünlerinde phthalates kullanılmadığını belirten markaları tercih edin.
•İçinde böcek öldürücü bulunan bit şampuanlarını kullanmayın. Bunlar tümüyle zehirli kimyasallardır. Plastik bit tarağı kullanarak, saçları ıslakken tarayın.
 
Mutfakta
•Taze meyve ve sebzeleri iyice yıkamadan ve soymadan yemeyin.
•Konserve gıdalardan uzak durun.
•Triklosan içeren plastik kesme tahtalarını, bulaşık bezlerini, süngerleri, deterjanları, sabunları ve dezenfektanları kullanmayın.
•Streç film kullanmayın.
•Ambalajında PVC3 ve PC7 yazılarını ya da geri dönüşüm üçgeni içinde 3 ve 7 sayılarını gördüğünüz ürünleri almayın.
•Taze, organik gıdaları işlenmiş gıdalara tercih edin.
•Su filtresi kullanın.
•Yağ oranı yüksek yiyeceklerin tüketimini en aza indirin.
•Ton balığı gibi yağ oranı yüksek balıklar, yüksek düzeyde kimyasal madde içerebilir. Bu durum özellikle çocuklar, hamile kadınlar, hamile kalmayı planlayan ya da bebek emziren kadınlar için zararlıdır.
 
11.Sürdürülebilir kalkınma kavramı
•Yaşama saygı duymak
•İnsanoğlunun yaşam kalitesini artırmak
•Yeryüzündeki yaşamın çeşitliliğini korumak
•Yenilenemeyen kaynakların tüketimini en aza indirmek
•Yeryüzünün taşıma kapasitesinin üzerine çıkmamak
•Alışkanlıklarımızı değiştirmek
•Herkesin kendi yöresine sahip çıkmasına olanak tanımak
•Kalkınma ve çevreyi bütüncül politikalar çerçevesinde ele almak

Bu yazı dizisinde www.cnnturk.com dan yararlanılmıştır...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2008-03-31 10:32:53 - küresel ısınmaaaaaaa

Yazan: isimsiz
yaa arkadaşlar bune tehlike içindeyiz.farkında bile değiliz.böle olmaz biraz dikkate alalım değil mi????????????????????????????
Bağlantı
Google
Bu site Küresel ısınma, Ekoloji, Su sorunu, Kirlilik, Çevre kirliliği, Ekolojik Denge, Ekosistem, Sera etkisi, Sera gazları, Su kirliliği, Hava kirliliği, Doğa Denge Topluluğu, gibi konular içermektedir...

BÜTÜN HABERLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN


Deniz Kaplumbağalarını Koruma Çalışmalarına Katılma Formu İçin Tıklayın


KYOTO Protokolü İçin Tıklayın

RIO Deklarasyonu İçin Tıklayın


WWF Doğal Hayatı Koruma Vakfı İçin Tıklayın


Toprağıma Sahip Çıkmak, TEMA Vakfı'nı desteklemek istiyorum... Tıklayın !


Gezegenimiz.com Çevre Haber Sitesi




Greenpeace İçin Çalışmak İster misiniz?





Alüminyum Küpeşte, Merdiven korkulukları, Balkon korkulukları...


Soru ve görüşleriniz için köpeğimi okşayın...
okşa

Copyright © 2006 by Mustafa YÜCEL

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa